Multi-Tenant Deployment Modelleri

By | March 1, 2025

Bu makalede, en yaygın multi-tenant deployment modellerini, aralarındaki farkları ve hangi durumlarda hangisinin tercih edilmesi gerektiğini detaylı şekilde inceleyeceğiz. Ayrıca hibrit ve pod tabanlı yaklaşımlara da değinerek, modern SaaS ihtiyaçlarına uygun esnek çözümleri tartışacağız.

1. Deployment Model Nedir?

Basitçe ifade etmek gerekirse, deployment model bir tenant’ın sistem kaynaklarına nasıl eriştiğini ve diğer tenant’larla ne seviyede kaynak paylaştığını tanımlar. Bu; uygulama kodu, veritabanı, altyapı kaynakları (compute/storage/network) gibi birçok katmanı etkiler.

Buradaki seçimler şunları belirler:

  • Maliyet
  • İzolasyon seviyesi
  • Operasyonel karmaşıklık
  • Performans ve ölçeklenebilirlik

2. Full Stack Silo Model: Tam Yalıtım, Yüksek Maliyet

Bu modelde her tenant için tüm uygulama katmanları ayrı ayrı deploy edilir: API, frontend, backend, veritabanı ve tüm bağımlılıklar dahil. Her tenant adeta kendi sistemine sahip gibidir.

Avantajları:

  • Maksimum tenant isolation
  • Tenant bazlı özelleştirmeler çok kolay
  • Regülasyonlara uygunluk (ör. veri egemenliği)

Dezavantajları:

  • Yüksek operasyonel yük
  • CI/CD karmaşık hale gelir
  • Yüksek altyapı maliyeti

Bu model genellikle büyük kurumsal müşteriler veya sıkı uyumluluk (compliance) gerektiren sektörler için uygundur.

3. Full Stack Pool Model: Her Şey Ortak

Burada tüm tenant’lar aynı uygulama yığınını ve veritabanını paylaşır. Yani kod tabanı da, runtime da, veri katmanı da ortak kullanılır. Tenant ayrımı yazılım içindeki kontrollerle (örneğin tenant_id kolonları) sağlanır.

Avantajları:

  • Maliyet açısından çok verimlidir
  • Güncelleme/deploy süreci basittir
  • Daha hızlı scale edilebilir

Dezavantajları:

  • Tenant isolation sınırlı
  • Performans problemleri bir tenant’tan diğerine yansıyabilir
  • Güvenlik ve veri sızıntısı riskleri

Bu model, B2C SaaS ürünleri veya düşük regülasyonlu, çok sayıda küçük müşteri barındıran sistemler için uygundur.

4. Hybrid Deployment Model: En İyisini Seç, Diğerini Bırakma

Gerçek dünyadaki SaaS sistemlerinin çoğu “ya tam paylaşım ya tam yalıtım” arasında bir yerde konumlanır. Bu durumda hybrid deployment model devreye girer. Bazı servisler ortak (shared), bazıları tenant’a özel (dedicated) olabilir.

Örnek yapı:

  • Identity ve billing servisleri shared
  • Order ve Product servisleri shared
  • Ancak Fulfillment servisi her tenant için dedicated

Avantajları:

  • Dengeyi iyi kurar: hem verimlilik hem esneklik
  • Daha iyi performans kontrolü
  • Kritik veriler için izolasyon imkânı

Dezavantajları:

  • Tasarımı ve operasyonu daha karmaşıktır
  • Doğru ayrımı yapmak uzmanlık ister

Hybrid model, büyümeyi hedefleyen SaaS çözümleri için en ideal yaklaşımlardan biridir.

5. Pod Deployment Model: Tenant Grupları ile Optimize Dağıtım

Bu modelde tenant’lar belirli gruplara (podlara) ayrılır. Her pod, belirli sayıda tenant’ı barındıran kendi “full stack” altyapısına sahiptir.

Generated image

Avantajları:

  • Hem isolation hem verimlilik sunar
  • Pod başına kolay monitoring ve throttling
  • Coğrafi dağıtım için idealdir

Dezavantajları:

  • Pod yönetimi zamanla karmaşıklaşabilir
  • Tenant gruplarını tanımlamak zor olabilir

Pod modeli, edge deployment yapan veya global ölçekli SaaS sistemleri için uygun bir çözümdür.

6. Mixed-Mode Model: Stratejik Geçişler İçin Ara Katman

Yeni SaaS sağlayıcıları genellikle “Full Stack Silo” ile başlayıp, zamanla “Pool” ya da “Hybrid” modele geçmek isteyebilir. İşte burada Mixed-Mode Deployment stratejisi yardımcı olur. Bazı eski tenant’lar silo modundayken, yeni tenant’lar pool ortamında çalıştırılır. Bu, migration sürecinde esneklik sağlar.

Sonuç:

SaaS sisteminizin büyümesi, maliyet etkinliği ve müşteri memnuniyeti doğrudan seçtiğiniz deployment model ile ilgilidir. Tek bir doğru model yoktur; doğru olan, sizin iş modelinize, müşteri segmentinize ve teknik kapasitenize en uygun olandır.

Bugünün Full Stack Silo sistemi, yarının Hybrid mimarisine dönüşebilir. Önemli olan, sisteminizi bu dönüşümlere açık ve esnek şekilde tasarlamaktır. Çünkü başarılı bir SaaS mimarisi, yalnızca bugünü değil, yarının ihtiyaçlarını da bugünden karşılayabilecek esnekliğe sahip olmalıdır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *